ESENNN...

5/11/2007

İNÖNÜ...

 

 

 

Kendisini sinema çıkışında yakalayan bir gazeteci sorar:

- Sayın İnönü, sizi bu sıralar sinema salonlarında göremiyoruz pek?

- Tabii göremezsiniz sinema salonları karanlık oluyor.

 

Parti başkanı iken zaman zaman sevenleri onu omuzlara almak isterdi.

Bu tür gösterilerden hoşlanmayan İnönü, kıyafetine bulundu yere bakmadan hemen yere yatardı.

Kimse kendisini kaldıramasın diye böyle dururdu bir süre.

Erdal yetiş fare var" diye çığlığı basan karısına gayet sakin "Bana ne Sevinç, ben kedi miyim?" diyeyanıt vermiştir.

Gazeteci sorar:

-"Sizin için Norveç'e başbakan olur diyorlar"

Erdal İnönü cevap verir:

- "Çok teşekkür ederim. Bu herhalde sen bu işleri Türkiye'de beceremiyorsunun kibarca söylenmesi oluyor."

Bir miting öncesi SHP'li milletvekili, İnönü'ye çok sık yapılan bir eleştiriyi gündeme getirdi.

-"Sayın Genel Başkan'ım, siz iyi konuşamıyorsunuz. Bakın Özal'a esip gürlüyor."

-"Peki ne yapmam gerekiyor" diye sorar İnönü

-"Sayın İnönü, konuşmaya başladığınızda şöyle yumruğunuzu masaya vuracaksınız. İşte biz böyle partiyiz.

Adamı şöyle yaparız, böyle yaparız" diye kükreyeceksiniz."

Erdal İnönü, miting alanındaki otobüsün üzerine çıkar ve kürsüye yumruğunu vurup konuşmaya başlar:

_"Biz öyle bir partiyiz ki, adamı" der ve durup yanında duran kendine akıl veren milletvekiline dönerek şöyle der:

-"Devamını arkadaş söyleyecek."

İzmir'i bir ziyaretinde balıkçılar etrafını çevirdi ve dert yanmaya başladı.

- Paşam burada bir komutan var. Bizi mahvetti. Balık avlatmıyor. Denize açılamıyoruz.

Balıkçıların şikayetlerini 15 dakika dinleyen İnönü sakin bir şekilde döner ve şöyle der:

- Merak etmeyin görürsem söylerim.

Seçmenlerden biri seçim otobüsünün önüne atılır ve Erdal Bey'e hitaben "Ölürüm yoluna" diye haykırır.

Erdal Bey cevap verir: Dur, ölme. Bir oy bir oydur.

Erdal Bey bir gün İstanbul'da taksiye binmiş. Şoför:

"Sen ne kadar Erdal İnönü'ye benziyorsun" demiş.

"O, benim" diye cevap vermiş Erdal Bey...

Şaşırmış taksi şoförü...

"Yahu" demiş, "...birisi daha var. Harbiye'nin oralarda dolaşıyor. O da aynı Erdal İnönü".

Bunun üzerine Erdal Bey, espriyi patlatmış:

"O da benim....!"

SHP genel başkanlığı dönemimde diğer sol parti liderleri ve bürokratlarla bir restorana gider.

Garsonun "Birşey almak ister misiniz, efendim" sorusu üzerine "Teşekkürler biz birbirimizi yiyeceğiz" yanıtını verir.

SHP Genel Başkanıyken Sosyalist Enternasyonal toplantısı için Paris'e gitmişti.

Beraberinde SHP Genel Sekreter Yardımcısı İstemihan Talay da vardı.

Toplantıdan sonra Champs Elysees bulvarındaki bir sinemaya gittiler.

Filmin öyküsü, iki mafya ailesi arasındaki çatışmaydı. İki saat boyunca beyaz perdede silahlar konuştu.

İnönü film bittikten sonra koltuğundan kalktı. İstemihan Talay, "Filmi nasıl buldunuz?' diye sordu.

İnönü cevapladı: - Çok beğendim ama iyi ki bitti. Yoksa çok daha fazla adam ölecekti .

 

5/11/2007

BİR KERE...

Çok üzülürsün. Hem de çok...

Sanki için dışın, irin kaplıdır. Sanki soluk aldırmaz bir acıyla yaşamaya çalışırsın.

Birkaç safhası vardır bu işin. Hangi işin diyorsunuz... Mesela ayrılığın, mesela terk edişin, mesela terk edilişin, bir şehirden ayrılmanın, birini kaybetmenin, bir savaşı yitirmenin... Önce garip bir hiçlikle boş adımlar atarsın sağa sola.

'Süperim, şahaneyim, yok canım ne olacak, olması gereken buydu zaten, iyiyim ben iyiyim' yalanları....

Sonra bir parça gözyaşı ve üzüntü.

Sonra giderek büyüyen bir öfke.

Her yanı kaplayan bir haksızlık duygusu.

Ardından herkese bu haksızlığı anlatma isteği.

Yutkunma güçlüğü.

Kabullenme.

Sabretme.

Bekleme.

Bütün irini dışarı atacak, hastalıklı hali sağaltacak tek çarenin dibine kadar üzülmek olduğunu anlamak. Ve üzülmek...

Yalın, süssüz, desensiz, sadece üzülmek. Sonra da o dipsiz kuyudan çıkmaya çalışmak.

Yukarıda gördüğün o yuvarlak aydınlığa ulaşabileceğinden emin olamazsın bazen. Gerçekten kuyunun taa içinde tırnaklarından ve duvardaki çıkıntılardan başka yardımcın yoktur. Bazen tutunduğun ufacık taş parçaları yerinden kopar, tırmandığın birkaç metreyi de kaybedersin.

 
Bazen tutunduğun o sert kayalar tırnaklarını söker adeta. Kan revan içinde yaralı ellerinle devam etmeye çalışırsın... Tam vazgeçtiğin anda yukarıdan biri ip atar hiç umulmadık biri, bir yabancı...

Güvenip güvenemeyeceğini bilemedem tutunursun o ipe..

Seni yukarıya çekmek için mi atılmıştır peki?

Yukarıya çekiyor da olabilir evet... Ama sen yarı yoldayken bırakabilir de ipi... Bilinmez...
Bana neden suya giremediğimi sorarlar.

İnsanların sıcak yaz güneşi altında masmavi sulara atlayışlarını imrenerek izlerim...

Yüzümü hiçbir zaman suya veremem ben...

Gözlerimi su içinde açamam...

Çok zaman önce... 'Demek boğulmak böyle bir şeymiş' demiştim kendime...

Çok bulanıktı su...

Ama güneş buna rağmen ince uzun yollarla uzanıyordu dibe doğru... Nefes almak istiyordum. Nefes aldıkça su boğazıma, burnuma ve ciğerlerime doluyordu...

Her şey hem çok hızlı, hem çok yavaştı.

Çırpınıyor, arada bir duruyordum....

Öksürmek istiyor daha çok su yutuyordum... İçimde bir yangın vardı sanki.

Gözlerimi açıp etrafımı görmeye çalıştım. Sanki kalın bilekli büyük bir el ayak bileğimi yakalamış, ısrarla suyun dibine çekiyordu beni. Üzerimdeki uzun etekli elbise adeta çelikten örülmüş bir ağ gibi her yanıma dolanıyor beni aşağı çeken o ele yardımcı oluyordu. Yüzmeyi, hareket etmeyi unutmuş gibiydim...

Henüz on dört yaşındaydım ve kendime sakin olmam gerektiğini söyleyemeyecek kadar çocuktum. (...)

Birden güçlü bir el saçlarımı kavradı ve beni yukarı doğru çekti. Su aşağıdan yukarıya yırtılıyordu. Güneş daha yakındı. Suyun üzerine çıktık. Saçlarımdan sürükleyerek sahile kadar çekti beni kurtaran o el. Sonra saçlarımı bırakıp büyük bir tokat attı.

Şak!

O kadar şaşkın ve perişandım ki bana neden vurulduğunu anlayamıyordum bile.

Kumlara uzanıp kusmaya başladım. Etraftakiler titreyerek bana bakıyorlardı. Az önceki neşeli dakikalardan, çocuk çığlıklarından eser yoktu. Beni sudan çıkaran ve yüzüme okkalı bir tokat atan babam ağlayarak bana sarıldı. 'Tamam küçüğüm, tamam geçti artık, korkma.' Oysa belli ki o da en az benim kadar korkmuştu. Ben kusarken başımı tutuyordu.

Erişkin yaşlarda düşülen o derin kuyulardan çıkmaya çalışırken 'boğularak ölmedim ben, bir kuyuda hiç ölemem' diyebiliyorsa insan...

Ve bir kez daha güvenebiliyorsa kendine uzanan ellere... Çıkabiliyorsun yahu işte karanlıktan aydınlığa.

Tam dışarı çıktığında, güneşi bir kez daha yüzünde duyduğunda şaşkınlıkla karışık karmaşa içinde 'vay be, yine ölmedim' diye sevinebiliyorsun bile hatta...

Çünkü aşk da boğabilir seni parasızlık da...

Hayatın kendisi bulanık bir su gibidir kimi zaman... Kimi zamansa karanlık ve derin bir kuyu... 
 
İclal Aydın  

1/11/2007

CİLDİNİZİ CANLANDIRMANIZ İÇİN 20 ÖNERİ...

 
1-Genel yüz temizliğinde kullanılan maskelerden peeling etkisen sahip olanlar, bu sayede ölü hücreleri ortadan kaldırarak, derinlemesine temizlik sağlıyor.
2-Yüzünüzü tazikli su ile yıkayın. Bu şekilde yapılacak duş, ofislerin yol açtığı cilt stresinizi azaltır.
3-Artık cilt bakım ürünlerinde de rastlayabildiğimiz C vitamini, kan dolaşımını ve kolajen üretimini hareketlendirdiğinden, bu tip ürünleri tercih edin.
4-Ayaklarınız parmak uçları, yüzünüze sinyal gönderir. Alnınızda oluşacak kırışıklıkları önlemek için ayak parmaklarınız üst kısmına düzenli aralıklarla sertçe bastırın.
5-Cildinizi nemlendirin. Yeni çıkan bir çok nemlendirici gün boyu etkiye sahip. Proteinli ve bitki özlü olanlar ise cildi aktif hale getirip üzerinde koruyucu bir tabaka oluşturmasını sağlıyor.
6-Yüzünüzü haftada iki defa kremleyerek 5 dakikalık masaj uygulayın. Bunun için, parmaklarınızı kullanarak oval hareketlerle çeneden yanaklara, alnın ortasından dışa doğru, burun yanlarından alnın ortasına doğru inip çıkarak masaj yapın. Ağzınızın çevresini, yukarı doğru hareketlerle ovun.
7-Gece saat 1'den önce güzellik uykusuna yatmayı ihmal etmeyin. Bedenimiz özellikle ilk uyku saatlerinden gece yarısına doğru büyüme hormonları üretir. Bu hormonlar ise hücre yenilenmesini hareketlendirir.
8-Kremlerin içindeki enzimlerin faydalarını biliyor musunuz? Biyo teknolojik yöntemler taklit edilerek üretilen minik protein molekülleri, ileri yaşta, insanların cildindeki dolaşım sistemini aktif hale getirip ciltleri koruyucu hücreleri güçlendirir.
9-Koku kompresleri cilt ve duyuları canlandırır. Dörder damla limon ve selvi ağacı özünü ve iki damla ardıç yağını, iki litre kaynar su içine koyun. Özel yüz havlunuzu bu karışımın içine daldırın ve yüzünüze ölçün.
10-E vitaminin bulunduğu kremler hücrelerin gerilimini azaltır. Ultroviyole ışınlarının, atık gazların, nikotinin oluşturduğu saldırgan serbest radikaller cildin zamanından önce yaşlanmasına neden olur. E vitamin cildi bu zararlı etkenlerden koruyup nemlendirir.
11-Yanaklarınız derisini gerginleştirmek için jimnastik yapmalısınız. Bunun için ağzınızı kapatın, yanaklarınızı içeri doğru çektikten sonra, ellerinizin yardımı ile yavaş yavaş gerin.
12- Patates masajı cildi tazeler ve dinlendirir. Öncelikle çiğ patates dilimlerini 10 dakika buzdolabında bekletin. Cilt temizliğinizi yaptıktan sonra, soğumuş patates dilimleriyle yüzünüze masaj yapın. 15 dakika boyunca patatesi, suyunun cildinize etki etmesini bekledikten sonra yüzünüzü yıkayın.
13-Duru, yumuşak bir ten için AHA komplekslerine başvurmak bir zorunluluk. Bu isimle tanınan meyve asitleri, cilt hücrelerinin yenilenmesini sağlarken, tahriş de etmiyor. Ayrıca besleyici yağlar da içeriyor.
14-Kolajen tabakasını harekete geçirecek bir içecek hazırlamaya ne dersiniz? Bunun için 250 gr domates, 2 şeftli, kabuğu soyulmuş yarım limon ve bir havucu katı meyve presine koyun, bir damla zeytinyağı ve bir miktar iyot tuzu ekleyin ve karıştırın.
15-"Şikaku" baskısı herhalde birçoğunuzun yabancı olduğu bir kelime. Bu basit egzersiz gergin yüz kaslarını yumuşatmaya yarıyor. Söz konusu baskının uygulanacağı enerji merkezi, gözbebeğinin hizasında, gözaltlarındaki kemikler üzerindedir. Bu bölgeye, en az 5 saniye süresince, parmaklarınızla bastırın.
16-Güzellik kapsülleri cildi bütünüyle beslemese de, işlevini içeriden yürüten bir hücre yenileyicisi olarak görev yapıyor. Vitaminler, nemlediriciler ve doğal maskelerle cildin esnekliğini sağlayabilirsiniz.
17-Oksijen maskesi, bir çeşit expres lifting görevi görür. Bu uygulamayla, hücrelerin oksijen alımı 10 dakika içinde yoğunlaşır. Sonuç olarak, cilt olabildiğince taze ve sağlıklı bir görünüme kavuşur.
18-Lipozom maskeleri besleyicidir. Aynı zamanda, cildin alt tabakalarına da nüfuz ettiklerinden, etkilerini uzun vadede gösterirler.
19-Turuncu ışık, hücreleri canlandırır, mavi oksijen alımını artırır, sarı cildi ölü hücrelerden arındırır ve yeşil kuproza karşı etkilidir. Renkli ışık tedavisini ancak güzellik merkezlerinde bulabilirsiniz.
20-Ampuller ve yenileyici kapsüllerle yapılacak yoğun bir kür, kışı sert koşullarına karşı cildin dirençli olmasını sağlayacaktır. 4 hafta boyunca yüzünüzü kremlemeden evvel sürün.

_

1/11/2007

AKNE İZLERİNİN TEDAVİLERİ...

Bütün bu sorunlara bir çare arıyorsanız, aşağıda sıraladığım yöntemlerden yararlanabilirsiniz:

* Kimyasal peelingler,
* Klasik dermabrazyon ve mikro dermabrazyon,
* Lazer resurfacing,
* Foto IPL ve radyo frekansı gibi ışık tedavileri.

Peeling çözümleri :

Sivilce izlerinin tedavisinde en fazla AHA ve TCA gibi orta derinlikte ve yüzeysel kimyasal peeling'ler kullanılır. Bu işlemler yan etkileri açısından gayet güvenlidir. Derin peeling'ler, örneğin klasik dermabrazyon, fenol gibi uygulamalar, bizim ülkemizin iklim koşullarına ve insanlarımızın cilt yapısına (çok beyaz tenli olanlar hariç) pek uygun sayılmaz. Derin peeling'ler içinde özellikle erbiyum lazer ve karboksi lazer sivilce izlerinde mükemmel sonuçlar yaratır. Bunlardan yararlanıyoruz ama öncelikle hastayı, cilt rengini ve mevsimi dikkatle seçiyoruz.

Kolajen çözümleri :

Sivilce koparılırsa veya sürekli aynı yerde yeni sivilceler çıkarsa cildimizde çukurlar oluşur. Çünkü o bölgedeki kolajen dokusu kayba uğrar. Bu durumda cilt altındaki kolajen tabakasını artıran tüm tedaviler görünümü düzeltmemizi sağlar.

* Photo IPL adı verilen ışık tedavisi, sivilcelerde olduğu kadar, iz, leke ve çukurların tedavisinde de kullanılır. Bu yöntem kolajeni arttırır, cildi dolgunlaştırır ve savunma sistemini aktif hale getirir.

* Son dönemde kullanımı artan Radyo frekansı (Thermage tedavisi) ciltteki kolajeni etkili şekilde arttırdığı için akne izlerinin hafiflemesine yardımcı olur.

* Mikro dermabrazyon yöntemi de kolajeni kalınlaştırır. Cilt her seansta biraz daha düzelir.

* Az sayıda, küçük ve yüzeysel izleri olan bazı hastalarda, deri altı dolgu enjeksiyonları gayet iyi sonuçlar verir. Akne izleri için kullanılan tedavi yöntemleri cildin tepkisine göre seçilir veya birbiri ile kombine edilir. Çok derin izlerin tedavisinde başarı şansı yüzde 20 ile yüzde 60 arasındadır. Azimli hastalar, bu tedavilerden oldukça iyi sonuçlar alırlar.

Dr. Yasemin Fatih Amato'dan alıntıdır.

1/11/2007

YORGUNLUĞUN 7 NEDENİ...

Bazı dönemler vardır ki, sabah uyandığımızda bile yorgunluk hissederiz. Vücudumuzun artık bitkin olduğu hissine kapılırız ve tüm bunlar ile beraber nedenini anlamakta güçlük çekeriz. Peki bu yorgunluğun nedeni ne? İşte uzmanlar tarafından yapılan bir araştırma sonucu belirlenen 7 neden...

Kansızlık
Adet dönemleriniz uzun sürüyorsa, miyomlarınız varsa ya da yakın zaman önce doğum yaptıysanız, bunlara bağlı kan kaybı nedeniyle kadınlarda yorgunluğun birinci nedeni olan anemi gelişmiş olabilir. Kanamalar sonucunda kanda oksijeni taşıyan alyuvarlardaki demirden zengin bir protein olan hemoglobin miktarı azalır. Dokular ve organlar yeterince oksijen almayınca bunun sonucu yorgunluktur. Kansızlığın diğer nedenleri iç kanama veya demir, folik asit ya da vitamin B12 eksikliği olabilir. Böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar da kansızlığa neden olabilir.

Hipotiroid
Genel olarak enerji düzeyiniz hep düşükse, kendinizi tükenmiş ve hattâ biraz depresyonda gibi hissediyorsanız bunların sebebi yavaş çalışan tiroid bezi olabilir. Tiroid bezi vücudun enerji metabolizmasını kontrol eder…

İdrar yolu enfeksiyonu
Kadınların çoğunda idrar yolu enfeksiyonu yanma veya sık idrara gitme ihtiyacı gibi belirtilerle birlikte ise de bazı hastalarda hiçbir belirti olmayabilir ya da belirtiler hafif olduğundan fark edilmeyebilir. Sürekli yorgunluk da bu gibi idrar yolu enfeksiyonlarının tek belirtisi olabilir

Fazla kafein alımı
Bir uyarıcı olan kafein, fazla miktarda alındığında yorgunluğa neden oluyor. Bu nedenle kafein alımının daha da artırılması sorunun kötüleşmesine sebep oluyor…

Besin intoleransı
Hafif bir besin intoleransı bile uykunuzun gelmesine yol açabilir. Tolere edemediğiniz yani yendiğinde size, sizin bu besine bağlamadığınız ve ondan olduğunu düşünmediğiniz rahatsızlıklar verebilen bazı besinler olabilir. Bu besinlerin farkında olmadan sürekli yenilmesi kendinizi, sürekli yorgun ve tükenmiş hissetmenize neden olabilir.

Uyku apnesi
Uyku apnesi, hastalığına yakalanmışsanız yani her gece birçok kez nefes almanız durmuşsa, gece kaç saat uyursanız uyuyun bütün gün yorgun olursunuz. Uyku apnesi konusunda uzmanlaşmış bir doktordan yardım almalısınız.

Kalp hastalığı
Evi temizlemek gibi sıradan işler sizi yoruyorsa, kalp hastalığına yakalanma ihtimaliniz olabilir. Basit hareketlerle gelen yorgunluk hissi sebepsiz yere ortaya çıktıysa, vakit geçirmeden bir kardiyoloji uzmanına başvurmalısınız.

Ancak, yorgunluğun hangi nedenden olduğunun ortaya konulması için bir hekime başvurulması gerekiyor.

_

« Önceki ::